Önce o iri göğüsleriyle güçlü ve kendinden emin Buffy ortaya çıktı, karşısındaki adamı bir saniye bile boş bırakmadan gözleriyle ezdi geçti. Yüzünde hiçe sayan bir meydan okuma vardı; her hareketiyle üstünlüğünü hissettirdi. Adam bir an bile ne yaptığını anlamaya çalışırken, o yerde yatanı adeta ayaklarının altına aldı, sert topuklarıyla bedenini yere bastırıp ezmeye başladı. Her trampleniğinde adamın bedeninde acı ve haz arasında ince bir çizgi oluştu; Buffy’nin dominant tavrı karşısında çaresizce inliyordu.
Sadece trampleni yetmedi ona; üstüne çöktü, kalçalarını sıkıca bastırarak adamın yüzünü kendi devasa göğüslerine gömdü. Ağır nefes alırken amcığını eline aldı, hararetle sertleşen yaramazlığını hızlı hızlı sıktı. Adamın yüzüne yayılan ter ve nefes kokusu arasında gotik vampir edasıyla egosunu zedelemeye devam etti. Sonra aniden adamın boğazına dayadı ellerini, öfkeyle “Sen benim kölem olacaksın!” dedi. Hırıltılı sesiyle bütün odayı sardı; adamın tüm direnci kırılmıştı ama o daha fazla istedi.
Birdenbire yerdeki halıya yatırdı onu yine, dizlerinin üstüne çöküp kesiği kalçasını adamın suratına dayadı, sertçe ittirerek sarksak saksonun dudaklarına dalmasını sağladı. Kötü niyetli bir dominantlıkla saksoyu didiklemesi azgınlığı tavan yaptı; adam hıçkıracak gibi olurken Buffy sertçe kalçasını çıkardı ve parmaklarını amcığının derinliklerine soktu. Parmakları hız kazandıkça birlikte inleme sesleri yükseldi, dayanılmaz bir kökleme ihtimali herkesin damarlarında patlamaya hazır bomba gibiydi.
Son hamle olarak kalçalarını arka arkaya sertçe indirip amcığına köklediğinde odanın içi kaynadı resmen; Buffy’nin boğuk iniltileri yankılanırken adam ise sonunda teslim olup sonunu getirdi: Kuvvetle salarcasına sıktığı yaraklarından fışkırttı balını kadının içine doğru. Buffy zafer kazanmış gibi gülümsedi ama hemen ardından onu yere yatırıp tekrar trample etmeye başladı; istediği kadar eziyordu çünkü bu oyunda tek hakimi oydu o an…


